bugünkü sınav için zerre çalışmamıştım ama o kadar beleşti ki sınav bu kadar olur. basitçe geçtim işte dersten. yarınkine de hiç bakmamayı planlıyorum ama bu resmen çok kötü geçicek eminim. konu bu değil.
konu herşeyin batması. şu an şu saniye duyduğum, gördüğüm herşey batıyo. özellikle bu ev. salon, odam. bu boktan rutin, sesler, bu site, daha bir sene bile olmadı ama olanlar o kadar fazla büyüdü ki artık düşman kesildim buraya. her gün apartmana girerken kapı önünde oynayan çocuklar eğlence olsun diye ben geçerken "buyrun efendiiim" derlerdi, ben de sevimli triplere girip abidik cevaplar verirdim ama bi kaç kez artk nasıl surat yaptıysam cocuklara artık sevmiyolar beni. her gün dolmuştan inip o sik gibi kısacık yolu yürüyüp o marketin önünden geçmekten feci sıkıldım. eve girer girmez odam geçip guitar pro ile ugrasmaktan, mal mal nette takılmaktan başka bişey yapmamaktan sıkıldım. o yüzdendir ki cornıl. bu bi sona varmalı. etrafımda insanlar bana bişiler anlatıyor ve ders almam lazım, evet ilerleme kaydettim ama herşeyi bok edecek kadar diken üstündeyim. her an her şeyi olduğundan daha rezil hale getirebilirim. mesela iki saat önce anlık bir dehşet nöbeti geçirip mutfak dolabını parçalarcasına kapamak yerine ev arkadaşıma saldırıp dövebilirdim ölene kadar. ha bahsettiğim ev arkadaşım da iyi çocuk. baya iyi biri. iyki eve çıkmışım o olmassa ne yapardım bilmiyorum. bana zor anlarımda destek çıkan biri. nette dert yanacak bir kişi bile yokken paso çıkagelir, ne oldu sinan derdin ne, neden aglıyosun sen bakıym der. ilk defa başıma geliyo. ilk defa bi insandan samimiyet ve değer namına birşey beklemiyorum ve beklediğimden dahasyla geliyo kendisi. çok ilginç lan. şaka gibi. neyse. bu kadar övgü yeter.
evet cornılcım geçen sana bişi demiştim ya. sanırım bu evi terk ediyorum. eylül ya da ekimde geçme olasılıgım çok yüksek. dedim ya batıyo bu ev. rezaleti batıyo. evdeki dostluk ilişkisi mükemmel giderken evin ve çevresinin bu kadar sikik olması batıyo. keşke ev arkadaşım da o eve gelebilse benle. bu evde şu anda devam eden efsane ötesi dostlugumuz o evde de devam ederdi.
ani konu değişikliği. Je'yi bi konuda kıskanıyorum. yazı yazmaya benim ayırabilcegimden çok daha fazla vakit ayırabiliyor. kendine de ayırıyor zaten vakit. ve kıskanıyorum. ben de yazı yazmak istiyorum, bu mükemmellikle ilgili. bende de malzeme bol, bi tepe şey çıkar. kıskanıyorum işte alla alla. ama yazamıyorum vakit ayırmaya üşeniyorum. bi çok şeye üşendiğim gibi. şu an aklımdan ne geçti bilio musun cornıl, hayallerimin hiçbiri gerçekleşmiycek galiba. bu boktan şehirde ya da bu salaklarla dolu ülkenin herhangi salak bir şehrinde yaşayıp ölücem ve yaptığım en keyifli şey de sinemaya gitmek olucak. bu kadar mal geçicek hayatım. ne amerikaya gidebilicem, devasa roller coasterlarda salyalar saçabilicem, ne adam gibi bi mesleğim olucak, ne avrupayı turlayabilcem, ne en sonunda ailem beni iyi ve mutlu hatırlıyacak ne de arkadaşlarım. benim istediğim insanlar yanımda olmayacak. yanımda olmak isteyen insan diye birşey zaten olmayacak. hayalini kurduğum metalcore grubu caner'in desteğine rağmen çürüyüp kalıcak. hiç bir bok olmayacak. v.woolf'un hayatını anlatan şahane film hours'da woolf'un dediği gibi, ait olmadığım bir şehirde ait olmadığım bir hayat yaşıyorum. o yüzden ölünce de pek bi bok kaybediyo olmiycağım aşikar. yok yok korkma cornıl, bu suicidal bi yazı değil, ona bile üşenirim zaten, merak etme.